Annemin Ubuntu’su

Gnu/Linux’la bir geçmişi olan herkesin kafasından “GNU/Linux harikulade, açık kaynak. Üstelik çoğunlukla da hem işletim sisteminin kendi, hem de uygulamaların ezici çoğunluğu bedava. Pekiyi neden yaygın değil?” sorusu mutlaka geçmiştir.
Herkesin bu soruya kendince bir yanıtı vardır. Bana göre de yanıt eğitim ve alışkanlıklarda yatıyor.

Geçtiğimiz hafta içinde bir gün annem (1980 Darbesi olduğunda üniversitede bir kaç yıllık hocaydı. Varın yaşını siz çıkarın) yanında, içinde dizüstü bilgisayarının olduğu bir çantayla çıkageldi. Derdi, kullandığı Windows’un “Lisansınız sahte. Sizi gidi üçkağıtçı sizi!” yollu bağırıyor olmasıydı. Oysa lisansı sahte falan değildi. Büyük olasılıkla yaşadığı Ankara yakınındaki kasabada, herkese “yolunacak kaz” gözüyle bakan bir “bilgisayarcının” gazabına uğrayarak lisanslı özgün Windows CD’sini kaptırmış, bunun yerine eline bir kopya Windows CD’si tutuşturulmuş ve yollanmıştı. Windows destek hattından da kısa zamanda bir sonuç çıkamayacağı anlaşılınca da bilgisayarını kaptığı gibi bize getirmişti. Biz durumu anlayıp, Micro~ Destek Hattı’nı arayıp tatlı tatlı(!) konuşmayı düşünürken, annemin gözü bizim makinelerimizde koşan Ubuntu’ya takıldı.
“Linux bu mu?” diye sordu.
“Budur!” dedik.
“Tamam”, dedi, “Bana da bundan kurun!”
“Aman anne!”, dedim, “sarsmasın Linux seni?”
“Ne olacak! Öğrenirim!” dedi.

Sonuç olarak, annemin bilgisayarına Ubuntu 10.04 kurduk ve masaüstünü de Ubuntu’ya çabuk adapte olacağı şekilde düzenledik. Yukarıda annemin Ubuntu’sunun masaüstü ekran görüntüsü var. (Büyük halini kaçırmayın!)
Eve gittikten sonra bir kere (evet yalnız bir kere) Türkcell Vınn ile İnternet’e bağlanmayı beceremediği için aradı; hepsi o kadar.

Benim annem artık Ubuntu kullanıyor ve çok memnun. Ya sizin anneniz?

Paylaş:
  • Print
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • DZone
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Ping.fm
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati

Etiketler: ,

  1. Tolga’s avatar

    Lanet olsun sana mikrozoft…

  2. Uğur Ayrancı’s avatar

    Benim annem kullanamıyor..Lap-top’u da yok zaten..Ama,sayı dizilerinde iyidir..
    Ayfer teyze’ye en derin saygılar-selamlar..

  3. ayfer’s avatar

    Sevgili Adalet Ağaoğlu’nun kulakları çınlasın!

    Bir kitabında, şimdiki gençlerin yaşlı bir insan ile karşılaştıklarında davranışlarının altında “cahil” önyargısının yattığından söz ediyordu. Geçenlerde cep telefonumla ilgili bir konuda bilgi almak için bir hizmet merkezine uğradım. Sorduğum sorunun cevabı: ” Teyzecim, şimdi ben sana nasıl anlatayayım, evde bir torun felan varsa git sor, onlar bilir”!

    Canı sağolsun,

    Uğur’cum Sana ve annene selam ve sevgi.

    Can’ıma teşekkürler. Ellerine sağlık.

  4. ayfer’s avatar

    Sevgili Adalet Ağaoğlu’nun kulakları çınlasın!

    Bir kitabında, şimdiki gençlerin yaşlı bir insan ile karşılaştıklarında davranışlarının altında “cahil” önyargısının yattığından söz ediyordu. Geçenlerde cep telefonumla ilgili bir konuda bilgi almak için bir hizmet merkezine uğradım. Sorduğum sorunun cevabı: ” Teyzecim, şimdi ben sana nasıl anlatayayım, evde bir torun felan varsa git sor, onlar bilir”!

    Canı sağolsun,

    Uğur’cum Sana ve annene selam ve sevgi.

    Can’ıma teşekkürler. Ellerine sağlık.

  5. Can’s avatar

    Asıl oradaki cahil tezgahtar ruhen bitmiş. Ancak adamı anlamamak da mümkün değil: Kim bilir ne moronlar geliyordur adamın karşısına günde yüz kere ve bıkmıştır adam da artık ancak bu tabii bir bahane olamaz.
    Cavalli (“Genes Peoples and Languages” kitabının yazarı ile mailleştik. Ben “böyle skimsonik dil mi olur!” minvalli bir mail atmıştım; adam yanıtladı: “88 yaşındayım ben. Benden bu saatten sonra başka bir şey beklemeyin!”
    Elbet yazdığımdan utandım. Nasıl toparlayacağımı bilemedim, ancak bir şeyi bir kez daha kavradım: “İnsan ancak ‘artık yaşlandığını’ düşünüyorsa yaşlanmıştır. İnsan bedeni, doğa tarafından 80-100 yıl yaşasın diye tasarlanmamış. Milyonlarca yıl boyunca en fazla otuz dediğin zaman gümlüyormuşsun. Şimdiki 80-90 ve bazan 100 yaşına kadar yaşamaya adapte olmak da, -teknolojik yan yollar bulunup uygulanmaz ise- uzun süre alacaktır. Kaç yıl yaşadığın değil, yaşamını nasıl kullandığın çok önemli. Ekşi sözlükten İbrahim Çiçek’e bak örneğin. Çok uzar bu konu….

    Ayrıca, yazdığın durumu da burada kendi aramızda konuştuk annem: Herkes ortak olarak şu tepkiyi verdi: “Orada ben olsam o tezgahtara kafa-göz girerdim, sonra da ‘Müdürünüz nerede?’ diye sorardım.”

  6. Gizem B’s avatar

    Benim annem de 1 yıldır Pardus kullanıyor. En başta ne nedir ufak bir ders vermem gerekti, sonrasında rahat rahat kullandı. Değişimden korkmayan herkesin rahatlıkla Linux’a geçebileceğine inanıyorum zaten(yaşı kaç olursa olsun) :) .

  7. gezegenci’s avatar

    “Word gibi olan” , “Excel gibi olan”… :)

    Ben annemin Pardus’una direk word, excel yazmıştım… (Sıkıldı artık kullanmıyor…)

  8. elifcan mehekli’s avatar

    merhaba. benim de babam 50 yaşında ve neredeyse 2 senedir pardus kullanıyor. :) linux’u yaygınlaştırmanın en iyi yolu öncelikle kendi çevrenizdeki insanlara alıştırmaya çalışmaktır bence de.

    saygılar.

  9. Nurettin’s avatar

    Güzel bir düşünce tebrikler

  10. Serhan KIYMAZ’s avatar

    Babaannem 85 yaşında. Onun netbook’una Ubuntu kurdum (85 yaşında bir kadın neden bilgisayar kullanır demeyin). 6 ay kadar kullandı. Geçenlerde Ubuntu’yu silip Windows 7 kurdum. “Bunu beğenmedim ben, eskisini kur” diye tutturuyor şimdi :)

  11. Murat Küçükosman’s avatar

    Merhaba,
    benim annem de 1 seneden fazla ubuntu kullandı, sonra babamların kullanamaması neticesinde, “windows kurayım mı?” dedim. “kur, benim için farketmez” dedi.

    Win7 kurdum ve ilk tepki annemden geldi “bu ne beee?! çok karışık, ubuntu iyiydi, onu kur geri!”

  12. ersin guvenc’s avatar

    bende development için Ubuntu kullanıyorum, Lampp hazır geliyor
    virtual host yaratmak çocuk oyuncagı.
    herşey düşünülmüş.